Profesyonel Öğrenci

MeraklıBlog: Merak insanlarda ve hayvanlarda gözlenen araştırma ve öğrenmeye yönelik bir davranış biçimidir. Ayrıca merak bu davranışa yol açan duygunun adıdır. Merak insanlık tarihinde bilim ve teknolojinin gelişmesine yol açan en önemli niteliktir.

İnsanlık tarihindeki bütün önemli icatlar ve keşifler merak duygusunun sonucudur. Kristof Kolomb'un Amerikayı keşfetmesi, Thomas Alva Edison'un ampül ve fonoğrafı icat etmesi hep merak duygusundan kaynaklanmıştır.

Taken with instagram

Rupert Wyatt’ın yönettiği ve James Franco, Tom Felton, Freida Pinto ile Andy Serkis’in oynadığı Maymunlar Cehennemi: Başlangıç (Rise of the Planet of the Apes)

Devamını Oku

Jericho, bilim-kurgu ve aksiyon içerikli Amerikan dizilerinden biridir. 2 sezonun sonunda yayından kaldırılmıştır. Dizi Kansas’ta kurgusal olarak oluşturulmuş Jericho şehrinde geçmektedir.

Devamını Oku

En iyi suç henüz işlenmeyendir. Lost’un yaratıcısı J.J. Abrams ve The Dark Knight’ın senaristi Jonathan Nolan’dan yepyeni bir gizem öyküsü. 

Kameralar her yerde! İzliyorlar, dinliyorlar, kaydediyorlar… Sizin hakkınızda her şeyi biliyorlar! Peki siz onlar hakkında ne biliyorsunuz? Gizemli bir işadamı olan Mr. Finch, ileride işlenecek suçları önceden önlemeyi hedefleyen bir bilgisayar programı geliştirir. İlginç bir karaktere sahip bu milyoner işadamı elindeki programı hayata geçirebilmek için resmi kayıtlarda ölü olarak geçen Reese adlı eski bir CIA ajanıyla anlaşır. Kendi kaynakları ve teknolojisiyle, Reese’in yetenekleri ve sezgilerini birleştiren Mr. Finch’in amacı; gelecekte işlenecek olan suçları henüz suçlular eyleme geçmeden önlemektir.

Dizinin başkarakteri Mr. Finch rolünü son yılların en sevilen aktörlerinden biri olan Michael Emerson üstleniyor. Emerson, Abrams’ın da en gözde oyuncularından biri. Usta oyuncuyu tüm dünyada üne kavuşturan, J.J. Abrams’ın yapımcılığını üstlendiği Lost dizisinde canlandırdığı Ben Linus karakteri olmuştu. Dizinin diğer başrolü ise 1991 yılından bu yana sinemalarda izlediğimiz Jim Caviezel’e ait. Caviziel, son olarak geçtiğimiz yıl mini dizi The Prisoner’ın başkarakteri olarak ekrana gelmişti.

Bir kaç not:

Ekip sürekli telefon ile iletişim kuruyorlar bu durumda en yakın zamanda ekibin de çete suçundan makineye yakalanmaları lazım değil mi?

Mr. Finch uğraşmış didinmiş süper makine yapmışın ama arkadaş madem bu kadar makine yapabiliyorsun da neden sadece sosyal kimlik numarasını alabiliyorsun? Arkadaş bu kadar şey yapmışsın da iki de bilgi veren makine yapsaydın ya. 

hayallerim kendimden büyüktü
bedenimden
ve asi ruhumdan

gerçekler ise ruhumdan bile
asiydi, hallerime toptan karşı çıktı

ve ben ezildim
hayallerime karşı duran gerçekler
altında

sesimi duyan var mı?

Profesyonel Öğrenci

İlginç bir film diyerek başlayayım.

Klasik bir aile draması, üvey baba sendromu, farklı bir anlatımla yorumlanmış.

İyi de olmuş. Kalıpların dışına çıkarmış konuyu.

Takipçileri de olacaktır. Ki kendisin de bana Yüzüklerin Efendisi, Matrix, otomatik portakal ve The Fountain bir de dünya savaşı -nazi- etkilerini görmek mümkün.

Fantastik filmleri severim ancak şöyle bir sıkıntım var, otomatik portakal ve The Fountain’de de yaşamıştım, epik anlatımlar bana bişi anlatmıyor sıkılıyorum.

Kız 10 numara dans ediyor ama biz iki kıvırdığını bile görmüyoruz, neymiş biz düşünecekmişiz orayı. Düşünecek olsam kitap okurum niye film izleyeyim ki?

Film için diyeceklerim:

Konu iyi, zaten klasik bir konu, sıkıntı yok.

Kızlara diyecek lafım olmaz,

Müzikler çok başarılı, sanırım cd’sini alacağım. Ama filmini almaya gerek yok.

Görseller, efekler çok iyi ama daha iyilerini görmüştüm. O kızlar o görsellere olmamış. Küçük kızlar ellerinde devasa silahlar olan adamlar ve kızlar vs. Bana pek hitap etmiyor.





Çocuktum. 6-7 yaşlarında var yoktum. Bir Ramazan günüydü. Çemberlitaş’ta oturduğumuz büyük Konaktan sokağa çıktım. İleride, bir sehpaya oturttuğu tablasından çoluk çocuğa şeker meker satan birini gördüm. 10 para mı, 20 para mı, ne verdiğimi hatırlayamadığım bir horoz şekeri satın aldım. Şekeri eme eme Konağa dönmek üzereydim ki, üzerime hamal kılıklı bir adam çullandı. Yarı ciddi, yarı şakacı bir edâ ile haykırdı:

- Şu bacaksıza da bak! Sokakta, elâlemin karşısında yiyor!

Ödüm patlamıştı sanki… Şekeri yere attım ve evime doğru koşmaya başladım.

Adam beni kapıya kadar kovaladı. Konağın açık kapısını bu herifin suratına çarparcasına kapatıncaya kadar adeta baygınlık geçirdim.

Şimdi, masum çocuklara değil, Ramazan günü açıkça ve iftihar edercesine sigaralarını tüttüren her vasıf dışı insanlara o hamal kılığı içindeki saffet ve hassasiyetle hitap etmek istiyorum:

- Günahınızı niçin ALLAH’la aranızda bırakmıyor ve sanki onun reklâmını yaparcasına, zedelediğiniz ALLAH hakkına kul hakkını da ekliyorsunuz? Eskiden Ermenisi, Rumu, Yahudisi bu kul hakkına tecavüz etmemek için Ramazanlarda müslümanların karşısında oruca aykırı bir harekette bulunmazlardı. Düşünün, sizin derekeniz ne olmalı!

Hamalın kovaladığı çocuk bugün 75 yaşında ama, kovalayanın soyundan kimse kalmadı.

21 Temmuz 1980

Aslında bu konulara girmeyi pek sevmiyorum ama Ramazan dolaysıyla reel çevremde, basılı ve görsel medyada ve de sosyal medya konu çok gündemde.

Bir Türk olarak ben de değinmezsen olmadı, değil mi?

Ahkam kesmek gibisi var mı?

Türklerin bir dine mensup olmasını ilginç buluyorum.

Neden mi? Din  inaçtır. Ya inanırsın ya inanmazsın. Çoğu yer de din Dogmadır denilir. Yani kuralları, sınırları belirlenmiştir, pek gelişmeye ve değişmeye müsait değildir.

Devamını Oku

Bir aşkın ne zaman nerde çıkacağı belli olmaz filmi. Ben izlerken çok eğlendim. Ama atkılı ayrılık sahnesinde sesli bir şekilde “yeter ama artık” dediğimi hatırlıyorum. Klişeler de olmasa sinemacılık ölecek sanki.

Devamını Oku

Marvel’e yakışmamış.

Efektleri, kadrosu filan iyi ama ben fazlaca çocuksu. Çizgi romannın takipçileri pek sevmeye bilir. Fantastik filmler ilgi alanınıza giriyorsa tavsiye edebilirim, efektleri filan güzel, az biraz sürükleyici bir film.

Kenneth Branagh’ın yönettiği ve Chris Hemsworth, Natalie Portman, Tom Hiddleston ile Stellan Skarsgard’ın oynadığı Thor, 29 Nisan 2011’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.

Hikâyenin merkezinde, düşüncesiz tavırlarıyla antik bir savaşı tekrar başlatan güçlü ama ve kibirli savaşçı Yüce Thor var. Thor, Dünya’ya sürgün ediliyor ve insanlar arasında yaşamaya mecbur bırakılıyor. Kendi dünyasının kötü adamı en karanlık güçlerini Dünya’yı istilâ etmek için yollayınca Thor, gerçek bir kahraman olmak için nelerin gerektiğini öğreniyor

http://www.sinemalar.com/film/5351/Thor/

İnternette film hakkında İMDB dahil pek bir şey (aslında hiç bir şey) bulamamak ilginç oldu. Kimse izlemedi mi ki?

Norveç yapımı bir film.

Türkçeye İngilizceden Shameless’den çevrilmiş ve Utanmaz olarak gösterime girdi.

Ancak asıl adı Maskeblomstfamilien, Maskeçiçekaile.

Norverçce ne demek bilmiyorum ama isim daha uygun geliyor bana. Çünkü hünsa bir çocuğun aile içinde saklanması konu ediniyor.

Bu durum ülkemizde de defalarca karşılaşılabiliniyor. Artık bu durumun sağaltımıda varken saklamak anlamsız. İnsanlar bu durumu utanç kaynağı olarak görüyorlar. Sanırımı ismi de bu yüzden Utanmaz olarak çevirmişler.

Eğitimciler ve sağlıkçılar izlemeleri tabi aileler de.

http://www.imdb.com/title/tt1711487/

http://www.sinemalar.com/film/187877/Maskeblomstfamilien/

X-Menin ana karakterlerinin geçmişini anlatan bir film.

X’in nasıl sakat kaldığı öğrendim. Magneto ve diğer karekterlerin nasıl olduğuda ayrıştıklarını öğrendim.

Kısaca bir baş yapıt olmasa da filmi beğendim.

Ama çok büyük mantık hataları var ya da Origins serisini ayrı tutmaya çalışıyorlar.

Yani bu noktada bir geçmişi toplayalım filmi de olamayabilir.

Acaba gelecek filmler nasıl olur.

En iyi sahne gene wolverine’li bölümdü :)

http://www.sinemalar.com/film/24360/X-Men-Birinci-Sinif

http://www.imdb.com/title/tt1270798/

” Sen hürriyet ne demek biliyor musun Müzeyyen? Onu öğreneceksin. Hürriyetin ne demek olduğunu.”

Devamını Oku

Uzun zamandır çok yoğun olduğum için bünyede film eksikliği oluştu, ben de bu hafta bu eksikliği kapatmaya karar verdim. İlk filmim: Benim Adım Khan.

Rızvan Khan (Shahrukh Khan) küçüklüğünü annesiyle (Zarina Vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika’ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira (Kajol) adında dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır.

Bu hastalık Otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül saldırılarından sonra Mandira’nın oğlu raşist kesimler tarafından döverek öldürülür. Öldürülme sebebi annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır. Bunun üzerine Mandira Rizvan’i terk eder.

Rizvan ne zaman geri gelebileceğini sorunca, Mandira ona Amerika Birleşik Devletleri başkanına gidip, adının Khan olduğunu ama bir terörist olmadığını açıklamasını ve ondan sonra geri gelmesini söyler. Rizvan hastalığı dolayısıyla bunu ciddiye alır ve yolculuğuna başlar. Başkan ile buluşmadan geri dönmeyecektir ve ona diyecektir ki:

“Sayın Başkan, benim adım Khan ve ben bir terörist değilim.”

Senaryoda Forrest Gump benzeri bir çok öğe var ama rahatsız edici değil.

Asıl rahatsız edici kısım zaman zaman aşırı SAM AMCA propagandası.